18 Kasım 2013 Pazartesi

saim

ayşe'ye enerji gönderiyorum, dolunaya bakıyorum, yaz diyorum, yaz.
ayşe'ye diyorum, ışığını gönder, ışığında yazsın, ışığın üzerinde olsun.


14 Kasım 2013 Perşembe

ayşe

memento mori fotoğrafları/fotoğrafçılığı geldi aklıma.
kadını böyle bir karede katman katman ayrıştırabilmek...
hala her şey düşüncede.
















fotoğraf: Memento Mori – Siblings Mourn Little Sister (in bed)

30 Ekim 2013 Çarşamba

ayşe

çalışmaya çalışıyorum.
kağıt yiyorum, silgi yiyorum, kendimi yiyorum, kalem kemiriyorum.
radyoda Chopin'in Cenaze Marşı* olarak bilinen eseri çalmaya başlıyor.

*Chopin, Frédéric. Piano Sonata No.2, Op.35. III. Marche Funèbre 

25 Ekim 2013 Cuma

saim

sonunda blog için oturabildim masa başına.

şebnem'le ortak bir dil tutturmamız hayli zaman aldı. benim için çok öğretici bi süreç oldu. şu anda yaklaşık 1 sayfalık çalışılmış metnimiz var. ayşe'nin yazmasını bekliyoruz.

yazar bir yandan yazarken bir yandan metne çalışıyor olmak ilginç bir deneyim. sonunu bilmediğin bir şeye çalışıyorsun. oyuncu için de öyle olmalı.

şöyle bir süreç izledik: ne yapmak istediğimizle ilgili bir kaç kere toplandık. kafamızda ortak olan düşünce ölüm meselesinin merkezde olmasıydı. ayşe'nin bir metin yazacağı, şebnem'in oynayacağı benim de yöneteceğim belliydi. sonra ayşe yaklaşık 1 sayfalık bi metin yazdı ve biz şebnemle uzun bi süre o kısmı çalıştık. sonra çalıştığımız kısmı ayşe'ye gösterdik ve var olan üzerinden konuşuk. konuşma başlıklarını şöyle toparlamışım:
  • oyuncu seyirciyle dramatik bir ilişki kurar(mış gibi yapar)ken seyirciler arasında da dramatik bir ilişki kur(dur)abilir mi?
  • üç katman: tabutta yatan (ölü?), karakter ve oyuncu-anlatıcı
  • anne, baba ve diğer karakterlere diyalog
  • oyunun başına ortamı seyircinin hayal etmesini sağlayacak diyaloglar vb. 
  • bir de oyun kişisi dışındaki şebnem'in canlandırdığı bütün karakterlerin oyun kişisine saldırdığı bir tirad olabilir mi? yani şöyle ki şebnem anne, baba, alt komşu, aile dostu ahmet amcayı falan canlandırdı ve biz oyun kişisinin gözünden onların eleştirisine tanık olduk. bu defa oyuncu bütün bu kişilerin gözünden oyun kişisini yargılar, taklit eder vs. yani süreci tersine çeviririz. örneğin anne "aman sanki sen çok seversin de kedileri" vs. gibi bişiler söyler. diğer karakterler de. belki oyun oyun kişisinin değil de "toplum"un tiradıyla biter. öylece bi esti. bilemedim.
bakalım.